Pazartesi, Temmuz 09, 2007

Plant gerçeği...

Üzerinden biraz zaman geçti ama ancak şimdi fırsat bulabiliyorum yazmaya...

4 Temmuz günü, İstanbul'da Robert Plant konserindeydik İpekos'la. İnanılmazdı, muhteşemdi, harikaydı! Yolda Ankara'ya dönerken, gece yatmadan önce filan, bana sorsalar nasıldı diye neler anlatacağımı, buraya neler yazacağımı planlamış, düşünmüştüm ama bu sayfadan önce bir yazı okudum ki, gözlerim yaşardı... İşte, Radikal'deki yazı....

Söylenecek başka bir şey bulamıyorum üzerine. Ben rockçıyım diyenin orda olması gerekirdi (gittim ya altım kuru :D)...

ve Gamzo, mükemmel yerimiz için çok çok teşekkürler...

Cuma, Haziran 29, 2007

Tony Martin, benimle röportaja gelmişti bir gün...

Bu da onların fotoğrafları, Rock Station'ın fotoğraf editörü sevgili Tolga Abi çekti sağolsun, ilk defa adam gibi çıkan röportaj fotoğraflarım oldu :)



Bilmeyenlere, kel olan Tony Martin (Eski Black Sabbath solisti), sarışın olan da Geoff Nicholls (Black Sabbath'ın eski klavyecisi). Tony Martin de işte oğlunu almış gruba gitar çalsın diye, geziyor öyle dünyayı. Ooooh :D


Bu gece uzun sürecek...

Buldukça buluyorum, birkaç komik anı böylece kayıtlara da geçmiş olsun o zaman...

İşte, hayatımın en maceralı ve abuk yılbaşısı :) Yer Berlin, Seçkin Kara'nın kafasındaki "V" harfiyse tamamen benden bağımsız, sıradan ve masum bir şekilde yerinde duran bir apartman penceresinin hediyesi bize :)


Evde, fotoğraflar, dil acısı ve dahası...

"Duvet" eşliğinde fotoğrafları karıştırıyorum... Birden esmedi hayır, her şey tesadüf eseri. Birincisi, fotoğraf karıştırmak için çok çok önemli bir sebebim ve amacım var, ama buraya yazamam. İkincisi ise "BoA" gerçeği. Fotoğraf cdlerimin arasından Muzocan'ın bana çektiği bir cd de çıktı. Parti fotoğrafları, ve birkaç albüm diye... İşte, BoA'dan ordan geldi... İkisi birleşti, beni mahvetti...

Anılar anılar içinde bu işlemi neden geciktirdiğimi birkez daha kabul ettirmiş oldum kendime. Neyse, bakın ne buldum. Dedeman'da arka arkaya 3 kere strike yapıp, beleşe bira kazandığım gün! İnanması zor ama gerçek!

"Vefik Karaege, her şeyde olduğu gibi, Bowling'de de bir yetenek manyağı" nohahahah :D

Pazartesi, Haziran 18, 2007

The Fountain

Binlerce film, çeşitli amaçlara hizmet eden, güldüren, düşündüren, üzen vs.

Çok nadir bir bölümü, derin bir "boşluk" bırakıyor içimde. Ne anlattığı değil, dokunuşu ve içtenliği önemli. Öyleki, hiçbir şey yapmamak, konuşmamak, dinlememek, uyumamak ve sadece o filmi aklınızda tekrar yaşamak istersiniz... Ama tekrar izlemeye asla cesaret edemezsiniz...

Aronofsky: The Fountain

Cuma, Haziran 15, 2007

Vefik cephesinden...

Maskeli Koyun diye bir youtube şaheseri bulmuşum kiiii, dillere destan! Böyle bir şey, ancak bir Türk'ün aklına gelir heralde :) zavallı koyuncuklar :D

Bu arada myspace'ten çok faydalı haberler öğrenebildiğimizi de keşfettim bugün. Wim Wenders yeni bir film çekiyormuş, çok sevindim! "Palermo Story" filmin adı, çekimler pazartesi başlıyormuş...

Bu arada, bu film denen şey, o kadar zor bir şey ki insan nasıl çeker ben anlamıyorum kardeşim :))

Neyse,

yatayım ben... iyi geceler...



Pazar, Haziran 10, 2007

Anki Rock Fest woaoaaaa! :D

Güzeeel Ankaramın açık hava rock festivalini ziyaret ettim bugün! Çok hastalıklıydı :) Neden?

1- Festival iptal oldu, yağmur yağıyor diye, e ulen bir rock festivali iptal olur mu yağmur yağdı diye, peeeeh :D

2- Tony Martin'le roportaja gittim, bir baktim yanindan bir de Geoff Nicholls cikti!! (sirasiyla Black Sabbath solist ve klavyecisi)

3- 3 tane cocuk soundcheck'te mikser basinda debelenin Tony Martin'e "klasik" gitar imzalattı!! (Gelecegin metalcileri işte! Resimde arka planda kalan kel kafa Tony Martin)



4 - Black Tooth konseri icin Istanbul'dan Harvey Davidson Club Türkiye insanları geldi, motorlarıyla... Dünyanın en havalı olayı! Bir Harley'iniz yoksa, hiçmişsiniz onu gördüm :D (bu kırmızı olan tamamen el yapımıymış, adam Atatürk resmi şeyettirmiş motora)



5 - Bir de tabii Black Tooth elemanlarının sarhoş olduktan sonra, Tony Martin'in kulise "heeey motherf***" diye giriş hikayeleri var önceki geceden kalma, onları yüz yüze anlatmak lazım :D


Black Tooth da ne?? Sahne Arkasi'na basvurmalariyla tanistigim, super insanlar grubu :D

Black Tooth Myspace

Salı, Haziran 05, 2007

Kedi düştüüüü!!!

Hahahahaha

Dün akşamki yazıda bahsi geçen kedi, bu sabah saatlerinde sonunda balkondan düştü :) Kaçmış herif, bizim bahçeye gelmiş. Arkasından da 2 tane çocuk koşuyor, şapşo kedi bizim apartmana girmeye çalışırken, zulümcü sahipleri tarafından yakalandı ve meşhuuur balkona geri götürüldü :)

Ulan salak,

Apartmandan düştün niye bir daha apartmana giriyosun. Kedi aklı işte :))

Yandaki adamın da balkondan düşmesini istesem çok mu ileri gitmiş olurum dersiniz??

yok yok istemiyorum :))

valla :D

Pazartesi, Haziran 04, 2007

Herif hala çitliyor yahu!

Aaaaa adam manyak beni delirtmek için gönderilmiş yan apartmana!

Tamam hoşgörü, rahat olmak, sinir yapmamak, gerginliği dağıtmak filan da, bir insan evladı da her akşam hiç durmadan 3-4 saat balkonda oturup çekirdek çitlemezki kardeşim! Bu nasıl boşa harcanan bir zamandır, bu ne biçim zulümdür anlamadım gitti...

Hayır karşı apartmanda kedi var bir tane, bütün gün-gece anırıyor adeta, ona lafım yok. Allahın kedisi ama yani bu adama bir akıl verilmiş...

Bir de amcanın dişler de pek sağlam anasını satiyim, haftalardır çekirdek çitliyor ben ön dişler dökülmeye başlar diye ümit etmiştim ama tık yok herifte, maşallahı var...

Yaa sabır :)

AAAA bu arada Eskişehir'de benim köyümde "ya kısmet" diye bir dükkan olduğunu söylemiş miydim?? :)

Yemin edebilirim, ilk taşındığımda amca kömür satıyordu, şimdi lastik satmaya başlamış. Ama kimseyi inandıramıyorum. Bir gün adamın kapısında, ya kısmet kömürleri yazıyordu, ertesi ya kısmet lastik :))

hahahahaha

Bak yaa, insan aklı ne isimler buluyor dükkanlarına. Sonra ingilizce isim koyanlara kızıyoruz, ingilizce koymasın da ya kısmet mi koysun yani :)) hihihihi

ben bir bira açıyim kendime :)

Cumartesi, Haziran 02, 2007

Taekwondoooo!!

Yaaa bunu ne zamandır koyucam fırsat bulamıyordum, inanılır gibi değil!! Kendi ellerimle çektim :)


Perşembe, Mayıs 31, 2007

Konserler yaklaşıyor!!!

Heyecan dorukta!

Brooklyn Funk Essentials'ı hakkatten çok merak ediyordum, youtube videolarına ek olarak artık canlı canlı izlicez amcaları... Hüsnü'cüm de sosyetik kimliğiyle muhtemelen güzel eklentiler yapacaktır :)

Sezen'eyse söyleyecek bir şey yok, yine 15 kişi girebilirsek eğer içeri, bizi tutabilene aşkolsun :))

Biletler biletix'te efendim, gitmek daha doğrusu gelmek isteyen olursa :D


Pazar, Mayıs 27, 2007

Vefik! Abi n'apıyorsun!!!

Hohohohoho!!!

Hayko Cepkin mi dinliyorum?

İlk tanışmamız bir Yüxexes programında olmuştu, sarı saçlı tek çizgili eşofmanlı bir kazma zart zurt şarkı söylüyordu.

Sonra, Backstage diye bir mekanın sahibiyle konuşurken, adamın canlı performansı inanılmaz, manyak bir enerjisi var dedi, hadi ordan demiştim...

ve şimdi 3. albümünü "Tanışma Bitti"yi dinliyorum...

Adam hiiiiç fena değil! Daha bu ilk dinleyişim, muhtemelen hastası da olmam ama, "kötü" değil. Farklı, kendi halinde ve ilgi çekici. Şaşkın durumdayım...

Ama liseli kızlar neden hastası işte onu hala çözemedim :)

Salı, Mayıs 22, 2007

Anadolu Rock!!!!

Geçen hafta sonunu ilk defa Eskişehir'de geçirdim veeee yepyeni bir Anadolu Rock grubu keşfettim!

Heeemmen fotoğraflarını koyuyorum buraya, menajerliklerini ben yapıcam, albüm isteyene gönderebilirim ;)



Cuma, Mayıs 18, 2007

Bahçede çekirdek çitlemek...

hahahaha :)

Hiç bu kadar rahatsız edici olabileceğini tahmin edememişim. Zor bir günden sonra eve gelmişsiniz, saat gece 11, şöyle bir oturmuşsunuz yatağınıza, yaslanmışsınız, elinize bir kitap almışsınız okumaya çalışırken...

kıtkıtkıtkıtkıtkıt, pü

kıtkıtktıktıtk pü

:)

Alttaki komşu bahçede çekirdek çitliyor. Dur diyemezsin ki adama, adamın bahçesi tabii ki çitlicek :) İşte toplu yaşamın zorluklarına yeni bir örnek :)

Yok yok, ben galiba asosyallik yolunda hızla ilerliyorum. Ya da yaşlanıyorum, ya da sadece bu haftaya özel :D

Perşembe, Mayıs 10, 2007

Dinginliğin altında yatan hırçınlık...

Eskişehir'de, evinde tek başına oturmuş, E.S.T. dinleyip bira içen bir Vefik...

"Tek başına içki içmeye de başladın mııı alkoliksin demektir olm!" demişti bir arkadaşım. "Yalnızsın" deseymiş daha doğruymuş, kendimi alkolikten çok yalnız hissediyorum ben...

Yalnız denince, lütfen sevgili dostlar, pek cici İpekçik, ailecim yanlış anlamayın... Bu şehir yalnız, ülke ve bu dünya yalnız... İnsanın kendiyle yalnız kalışıdır sanırım sorun, alkol bu yüzden gerekli o ana...

Anlamsız bir derin olma çabasına girecek bir gelişimden korktum ve duruyorum hemen burda (alkolün getirilerinden biri galiba bu :D). E.S.T. demiştim. Bir caz tutkunu olmadığım kesin, E.S.T. ile tanışalı 2 yıl daha yeni oluyor galiba, ama işte hastalarıyım... O kadar dingin şarkılarında, o kadar alttan hissedilen bir öfke var ki, bizi anlatıyor. Biz çaresiz hisseden ve bu yüzden ellerini kollarını kendileri bağlayanları...

Sağlığınıza içiyorum!

Perşembe, Mayıs 03, 2007

Kesinti...

İnanması zor...

Zavallı ben, bunca çabama ve her gelen faturayı ilk gününde ödememe rağmen, dün telefonum, bugün de doğalgazım kesildi...

Hayır hayır

Ben buralara uygun bir insan değilim, ama anasını satiim dağa kıra uygun bir insan da değilim...

Nasıl olucak bu işler?

Pekiii sistemin, bu benim ruhsal huzurumu ve anlamsız mutluluğumu çökertmeye yönelik baskını durdurmak için napıyorum?

Robin Trower dinliyorum :D Meşhuuuur Bridge Of Sighs albümü, iyi geldi valla...

Eskişehir'de şenlikler festivaller...

hohohoooo :)

Anadolu Üniversitesi Bahar Şenlikleri başlamıış :) Ne dünyadan bihaber bir insan oldum bee, okula gelince aydınlatma direklerine asılmış koca koca banner'lardan anladım başladığını da. Meğer burada durum biraz farklıymış. Şenlik 1 aya yakın sürüyormuş. Bütün Mayıs boyunca renkli renkli şeyler yapılıyormuş. ODTÜ şenliklerinden biraz farklı tabii ama yine standlar kurulmuş, yemekler dağıtılıyor insanlar çimlerde içiyormuş. Ama konserler, benim bölümün olduğu Yunus Emre'de değil İkiüylül Kampüsü'ndeymiş...

Bakalım bunların hepsi duyduğumuz haberler, gerçekleriyse birazdan göreceğiz :)

Bu arada, Film Festivali de 5-15 Mayıs'ta. Çok bomba değil program ama, Ankara'da izleyemediğim Sherrybaby ve Taxidermia'nın olması bile yeter...

Çarşamba, Nisan 25, 2007

İşte cici evim...

Epeydir evimden birkaç fotoğraf koyayım istiyordum, sonunda fırsatım oldu. Hiçbir şeye vaktim yetmiyor diyenlere bir tavsiye alkolü bırakın ya da haftada tek güne azaltın ;)

Neyse, küçük ve didaktik bir söylemden sonra, buyrun size evimin üzerinde bulunduğu sokak



İlk başta biraz korkutucu ama boğaz manzaram apayrı :)



Yaaa köyde oturuyorum dediğimde inanmayanların şüphesi kalmamıştır heralde. Burası Şirintepe. Anadolu Üniversitesi'nin Eczacılık kapısından çıktıktan sonra, şehre değil de diğer tarafa doğru döndüğünüzde biraz da aşağı doğru yürüdüğünüzde burayla karşılaşıyorsunuz. Yani okuldan aşağı bir sokak inerseniz 100. Yıl'ın işçi blokları, bir sokak daha aşağı inerseniz bu köy...

Benim ev, bu evlerin arasında baca dumanı yutan daha geçen sene yapılmış 1+1 apartlardan biri. İşte salonumuuuuz :)


İşte miniminnacık mutfağımız (Bu evlerde baya böyle çocuklu ailelerin oturduğunu düşünürsek, Eskişehir'in maddi durumunu da tekrar anlamış oluyoruz. Gerçi bu evlerin kirası şehirle karşılaştırıldığında hiiiç de ucuz değil. İlk günlerinde satın alınmış olabilir gerçi bilemiyorum.)


ve odamız, evimizin en önemli yeri :D Çift katlı yer yatağımız ve Tuçe'nin minderleriyle birleştirilerek oluşturulmuş oturma grubummm :))


Nerde olursa olsun, içi nasıl olursa olsun ev gibisi yok malum. Birey olmanın en büyük getirisi ve belki de götürüsü işte... Vefik'in ev hevesinde ulaşılan son nokta... Maaşının yarısına mal olan Eskişehir serüveni işte bu evde geçiyor :)

Cuma, Nisan 20, 2007

I'm So Tired Of America...

Ben demiyorum, Rufus Wainwright diyor :)) Dinleyin: Going To A Town

Çarşamba, Nisan 11, 2007

Tenis dersi isteyenler...


:))

Eskişehir'de kortların açılmasını bekliyoruz ama Ankara'da ders isteyenlere itinayla ders verilir :)