Salı, Ağustos 07, 2007

3. Gün

Bakalım 28 Gün Sonra gibi bir felaket hikayesine mi dönüşecek bu denemem...
---------
Emek'te, Ankara'nın en eski ve bir zamanların en seçkin mahallelerinden birinde, susuz 3. gün. En eski mahallenin 35 yıllık binasında tabii ki su deposu yok, macera da burada başlıyor zaten...

Cumartesi gece yarısı kesildi sular, bütün pazar, bütün pazartesi ve şimdi de bütün salı susuzuz. Bir önceki deneyimimizde, su geldiğinde kuvetteki suyun bir bölümünü boşaltmak zorunda kaldığımız için bu sefer akıllılık yapıp daha az su sakladık.

Küvetteki su rezervimiz iyice azaldı. Artık, tuvalete su dökmek için kullandığımız 5 kiloluk yoğurt kabının sadece yarısına geliyor ve o kabı tamamen suyla dolduramıyoruz. Tuvaletin çiş kokmaması için, 2 defa bu tası doldurup boşaltmak gerekiyor. O da tam işe yaramıyor tabii ki.

Anneannem suların gelmeyeceğini duyunca yemek yapmayı bıraktı. Daha doğrusu eldeki şeyleri kullanabiliyoruz ancak. Pazara gidip alış-veriş yapmamış bugün, canım :) Sebze, meyve yıkayamıyoruz çünkü.

İtiraf ediyorum, duş almak zorundaydım ve bugün ODTÜ'nün spor salonundaki duşu sadece bu iş için kullandım. Daha önce, pis diye gitmediğimiz yer, cennet gibi görünmedi gözüme ama 3-4 dakika da olsa, kendimi hafiflemiş hissettim. Ama tabii ıslak ıslak torbalara tıkmam gereken havlum ve terliklerim iğrenç kokuyor şu anda. Astım havalansınlar diye, umarım yarın da kullanılabilir halde olurlar.

Sabah 153 Alo Belediye'yi aradım. Suyumuz yok dedim, boru patladı diyip kapattılar telefonu. Tekrar aradım, havuzlarınızı, fıskiyelerinizi kapatın siniri bozuluyor insanlar dedim, bizim fıskiyemiz mi dediler, ben de sizden başka fıskiye yapan yok heralde dedim, tamam iletiriz dediler. Tavsiye ederim, sabah güne başlamak için süper bir deşarj yöntemi.

Evde su tüketmemek için, bütün ihtiyaçlarımızı ev dışında görmeye çalışıyoruz. Radyodan çıkarken, dur hadi diyip son bir kez tuvalete girip, ellerimi ve yüzümü yıkıyorum. Sabah ağzımı yıkamak ve dişlerimi fırçalamak işlerini radyoya bırakıyorum.

Duyduğumuza göre, 3 gün daha su yok. Bu, 6 ya da 7 gün edecek toplam susuz. Başkanımız bizden tatile gitmemizi istedi ama paramız yok ve işimizi şu anda bırakamıyoruz, o zaman kendimize iyi bakmamızı ve sağlımıza dikkat etmemizi söyledi. Bakalım, elimizden geleni yapacağız... Yeterki başkanım, siz görevinizden istifa etmeyin, su bekleyen Ankara'ya köprü yapmaya, şehri mahvetmeye, televizyona çıkıp sırıtmaya devam edebilin... Biz bakarız kendimize, hasta olmayız, salgın hastalığa filan yakalanmayız, 2-3 gün de pis dolaşıveririz canım 50 yıl önce su mu vardı böyle...

Hiç yorum yok: