Bakın yanımda kimler var :)
Anıl'ın evinde, Davuut, Evren vee Anıl bir de birileri daha var, da neyse... :p
Diyorduk ki, bu içkiyle bütün dünya tanışmalı, rakı tabii ki. Durun bir saniye aldığımız şişe bitemedi, ben bir içeyim geliyorum...
Nerde kalmıştık, rakı. Rakı, Türk geleneğinin çalınmaya çalışılan değerlerinden biri. Tadı galiba yaş ilerledikçe anlaşılıyor. Acaba rakı mı bize daha yumuşak gelmeye başlıyor, rakı mı bizi daha az rahatsız eder oluyor, yoksa biz mi daha sert bi şeylere ihtiyaç duyar oluyoruz bilemiyorum...
Ne zamandır, erkek erkeğe oturmamışız, ne zamandır ciddi konuşmamışız... Bu gece de çok ciddi olmadı gerçi ama, ne zamandır hayata dair düşünmemişim, düşünmemişiz... Sadece yarını kurtarıyoruz, günü kurtarmaktan iyidir tabi o ayrı :D
Ahanda, mesela gelecekten bahsetmeye başladık! 8 Mart Dünya Kadınlar Günü!
Kendimize dünya erkekler günü istiyoruz! Ayrıntılara giremicem şimdi ama istiyoruz ve kesinlikle hakkımız var buna :D
Ne diyon Evren??
Evren kafayı yedi ya hadi hayırlısı :) Bu yazı çok alakasız oldu farkındayım, sarhoşluk diyelim geçelim... Ama bir ek, bu gece dinlediklerimiz arasında Pinhani bize hoş geldi. Seviyoruz bu grubu, Pinhani'ye destek... Bu şeker Ankaralı gruba...
Perşembe, Şubat 22, 2007
Pazartesi, Şubat 05, 2007
Bloody Sunday...
Paul Greengrass'ın filmini henüz yeni izleyebildim...
İnsanlıktan, kurulmuş düzenden, maskelerden, ...na gore koyulmuş kurallardan, egemen düşüncenin gücünü korumak için gidebileceği yerlerden tiksinmek için birebir.
Bono'cum eskiden daha güzel sözler yazarmış bir kez daha hatırlamak için de tabii ki.
Bağarmak gerekiyor onun gibi
"We're so sick of it..."
İnsanlıktan, kurulmuş düzenden, maskelerden, ...na gore koyulmuş kurallardan, egemen düşüncenin gücünü korumak için gidebileceği yerlerden tiksinmek için birebir.
Bono'cum eskiden daha güzel sözler yazarmış bir kez daha hatırlamak için de tabii ki.
Bağarmak gerekiyor onun gibi
"We're so sick of it..."
Perşembe, Şubat 01, 2007
STV 1. Donem Biter...
Neden korktugumu bilmeden attigim, hayata karsi urkek adimlarin son ornegiydi Anadolu Universitesi / Sinema Televizyon.
Aslinda biliyorum da itiraf etmeyi, onu degistirmeye calismayi kabullenemiyorum. Teselli etmeye yardimci olacaksa, buyrun hic cekinmeden ucuz bir sekilde de sebep olarak one suruyorum bunu, dunyanin %95'i gibi davraniyorum ne var. Korkuyorum...
Ne kelime ama: korku... Iletisim dersleri almaya baslayip, okumalarimi da derinlestirdigimden bu yana, ya da Turkce de olsa okudugum kelimelerin kafamda bir seyler cagristirmadigini farkettigimden bu yana da diyebiliriz, kendimize ait gerceklikle dis dunyayi simgeleyen bu kelimeciklerin nasil birbirine baglandiklarini dusunmeye basladim. Hadi leeeen diyebilirsiniz :) ama boyle...
Neyse, korku diyorduk, o kelime benim beynimde neleri cagristiyor yaninda basit bir duygu disinda bilemiyorum hala. Insanin kendiyle konusabilmesi, ic iletisim boyle bir sey galiba. Ben daha beceremedim bu isi, her ne kadar kendimle cok barisik olduguma inansam ve oyle ya da boyle kendime guvensem de... Farkli seylermis bunlar... Ben bunu bir kisa film yapiyim en iyisi :D
Esasinda baslangic sebebim sadece su yandaki resimden ibaretti. Gecti ilk donem, atilmadim STV'den ve attigim kucucuk urkek bir adim, gercek bir adima donusme yolunda ilerlemeye devam ediyor. Ama daha cok yolu var. Fedakarliklar, bolca sikinti, biraz ozveri ve sepet sepet cesaret gerekli... Biraz da cok sevgili dostlardan, sizlerden destek :) haha, attim topu size hadi bakalim ;)
Aslinda biliyorum da itiraf etmeyi, onu degistirmeye calismayi kabullenemiyorum. Teselli etmeye yardimci olacaksa, buyrun hic cekinmeden ucuz bir sekilde de sebep olarak one suruyorum bunu, dunyanin %95'i gibi davraniyorum ne var. Korkuyorum...
Ne kelime ama: korku... Iletisim dersleri almaya baslayip, okumalarimi da derinlestirdigimden bu yana, ya da Turkce de olsa okudugum kelimelerin kafamda bir seyler cagristirmadigini farkettigimden bu yana da diyebiliriz, kendimize ait gerceklikle dis dunyayi simgeleyen bu kelimeciklerin nasil birbirine baglandiklarini dusunmeye basladim. Hadi leeeen diyebilirsiniz :) ama boyle...
Neyse, korku diyorduk, o kelime benim beynimde neleri cagristiyor yaninda basit bir duygu disinda bilemiyorum hala. Insanin kendiyle konusabilmesi, ic iletisim boyle bir sey galiba. Ben daha beceremedim bu isi, her ne kadar kendimle cok barisik olduguma inansam ve oyle ya da boyle kendime guvensem de... Farkli seylermis bunlar... Ben bunu bir kisa film yapiyim en iyisi :D
Cuma, Ocak 26, 2007
Perşembe, Ocak 18, 2007
Radyonun Yıldızları!
Radyo Yayıncıları Derneği (RAYAD), bu sene 4. defa "Radyonun Yıldızları" isimli bir oylama düzenliyor. Sevdiğiniz radyonuzu desteklemek için mükemmel bir fırsat ;)
Radyo ODTÜ, 2 dalda aday. Yerel / Bölgesel Radyo kategorisinde "Yabancı Müzik Dalında En İyi Yerel/Bölgesel Radyo" ve "En İyi Radyocu Yerel/Bölgesel".
Oy vermek için: www.rayad.org
Radyo ODTÜ, 2 dalda aday. Yerel / Bölgesel Radyo kategorisinde "Yabancı Müzik Dalında En İyi Yerel/Bölgesel Radyo" ve "En İyi Radyocu Yerel/Bölgesel".
Oy vermek için: www.rayad.org
Çarşamba, Ocak 17, 2007
Grey's Anatomy Altın Küre'yi kazanır...
Ülkemize de Digiturk sayesinde girmiş dizilerden biri Grey's Anatomy... İlk karşılaştığım günü hiç unutmuyorum... Lost'suz kaldığımız bir dönemde, abc hbo gibi kaliteli dizi yapan adamların sayfalarını karıştırırken, bir de emmy'lere bakalım kimler aday olmuş derken bulmuştuk... Greys, Weeds, House vs. vs. Weeds olmadı, House'u Anıl tuttu, Grey's Anatomy ise benim için yaratılmıştı adeta!!İlk sezon 9 bölüm, 2. sezon 28 bölüm derken 3. sezonda 11'e kadar geldiler... Bunca zaman, geçen sene Altın Kürelerde Sandra Oh'a verilen, drama dalında, en iyi yardımcı kadın oyuncu (tv dizi) ödülü dışında, adam akıllı hiçbir ödül alamamışlardı. Hatta kırmızı halı sırasında Burke, zor yollardan geçtik, hep acaba şov devam edicek mi diye korkuyorduk bile dedi...
Halbuki bana kalırsa izlediğim en başarılı dizilerden biriydi Grey's. Genelde hep hastane koridorlarında, ameliyathanelerde ve yataklarda geçen dizi, çok temel bir ayrımda duruyor hep: "yaşam / ölüm". Hep birileri ölüyor ya da yaşıyor, hep birileri kıl payı ölümden dönüyor ya da son anda dönemiyor...
Hepimizin her gün didindiği, deliye döndüğü onca şey içinde, gelecek için yaptığımız planlar, saçımız, kilomuz, ayakkabımız, notlarımız, aşk hayatımız vs. içinde, kendimizi aciz ve güçsüz hissettiğimiz onca soru işareti karşısında, tek bir cevap önemli: "Evet / Hayır". Soru basit: "Yaşıyor musun? / Ölü müsün?".
Acaba, Greys'in olayı bu mudur? Ölüm korkusu? Zavallılığımızın açık, net ve sade bir temsili? Biraz da insan oluşumuzdan tiksiniş? Battlestar Galactica'da söyledi Cylonlar en güzelini: "Belki de insan ırkı yaşamayı, çevresindeki herşeyden çalma özgürlüğünü haketmiyordur..."
Bir dizinin, bir Vefik'i, her bölümünde, "bu" kadar sarsmasının başka bir açıklaması olabilir mi... Tebrikler Grey's ekibi, sonunda başardınız...
Cuma, Ocak 05, 2007
Bir deli, bir radyo...
:)
Deli derken sevimli anlamda tabii ki ;) ama hayır o deli ben değilim, o Anıl :)
Bilmeyenler olabilir, kısaca anlatayım. Anılcım, bundan yıllar önce (oha 2 sene mi oldu 3 mü bilemedim bak şimdi :p) Hollanda'ya 3 aylık bir staja gitmişti. Leiden'dı hedef, Amsterdam'a çok yakındı, acaip coşulcak eğlenilcek ve hep olduğu gibi Avrupalılara Türkün gücü gösterilecekti :D
Biraz sessiz sakindi Leiden, çok çalıştırdılar Anıl'ı, pek gidemedi Amsterdam'a ama konuşulanlardan hiç birşey anlamasa da heycanla takip ettiği Hollanda radyosunda, "Intwine" isimli bir grupla tanıştı. O günlerde Hollanda'nın en favori şarkısı olan Cruel Man, Radyo ODTÜ'ye de taşındı yaz sonunda, herkes çok sevdi, sonunda o şarkı 40 Haramilerimizde 1 numaraya ulaştı. Biz de aradık amcaları, "Hey Intwine, baak biz seni
seviyoruz" dedik. Adamlar çok şaşırdı, hemen röportajlar yapıldı, hatta o günlerde bir Hollanda radyosundan arayıp, Vefik'le görüşmek istediler, arayan Avrupalı meslektaşa Intwine'dan ve Türkiye macerasından bahsedildi vs. vs. Adamların tipsiz olduğunu da ne yazıkki sonradan farkettik :D
Neyse esas anlatmak istediğim; 2006 yılının sonlarına gelindiğinde Intwine yeni bir albüm çıkarmaya karar verdi (Türkiye'ye gelmez ama belli olmaz, albümün adı "Pyrrhic Victory"). Albümü internetten korsan yayınlayan release gruplarından birinin .nfo dosyasından alıntı yapıyorum hemen:
"Last year Intwine's song Cruel Man, the lead-off single of their second album Perfect was featured in... ...A new international success has been achieved by a massive radio hit in Turkey, where Cruel Man has reached the top slot on popular radio station ODTU's charts. Furthermore..."
Nerden nereye... Bir deli duyduğu şarkıyı radyosuna taşıdı, o radyo korsan camiasının nfo'larında yer buldu kendine "international success" diye :)
Küçücük bir olay işte ama, seviyorum radyoculuğu... :D
Deli derken sevimli anlamda tabii ki ;) ama hayır o deli ben değilim, o Anıl :)
Bilmeyenler olabilir, kısaca anlatayım. Anılcım, bundan yıllar önce (oha 2 sene mi oldu 3 mü bilemedim bak şimdi :p) Hollanda'ya 3 aylık bir staja gitmişti. Leiden'dı hedef, Amsterdam'a çok yakındı, acaip coşulcak eğlenilcek ve hep olduğu gibi Avrupalılara Türkün gücü gösterilecekti :D
Biraz sessiz sakindi Leiden, çok çalıştırdılar Anıl'ı, pek gidemedi Amsterdam'a ama konuşulanlardan hiç birşey anlamasa da heycanla takip ettiği Hollanda radyosunda, "Intwine" isimli bir grupla tanıştı. O günlerde Hollanda'nın en favori şarkısı olan Cruel Man, Radyo ODTÜ'ye de taşındı yaz sonunda, herkes çok sevdi, sonunda o şarkı 40 Haramilerimizde 1 numaraya ulaştı. Biz de aradık amcaları, "Hey Intwine, baak biz seni
seviyoruz" dedik. Adamlar çok şaşırdı, hemen röportajlar yapıldı, hatta o günlerde bir Hollanda radyosundan arayıp, Vefik'le görüşmek istediler, arayan Avrupalı meslektaşa Intwine'dan ve Türkiye macerasından bahsedildi vs. vs. Adamların tipsiz olduğunu da ne yazıkki sonradan farkettik :DNeyse esas anlatmak istediğim; 2006 yılının sonlarına gelindiğinde Intwine yeni bir albüm çıkarmaya karar verdi (Türkiye'ye gelmez ama belli olmaz, albümün adı "Pyrrhic Victory"). Albümü internetten korsan yayınlayan release gruplarından birinin .nfo dosyasından alıntı yapıyorum hemen:
"Last year Intwine's song Cruel Man, the lead-off single of their second album Perfect was featured in... ...A new international success has been achieved by a massive radio hit in Turkey, where Cruel Man has reached the top slot on popular radio station ODTU's charts. Furthermore..."
Nerden nereye... Bir deli duyduğu şarkıyı radyosuna taşıdı, o radyo korsan camiasının nfo'larında yer buldu kendine "international success" diye :)
Küçücük bir olay işte ama, seviyorum radyoculuğu... :D
Perşembe, Aralık 28, 2006
RO Partisinden IWhyShy? geçti...

Bir Radyo ODTÜ yılbaşı partisi daha geride kaldı. Partiye damgasını vuran etkinlik tabii ki yine IWhyShy? konseriydi!!

Sadece 40 dakika sahnede kalan ve bu süre içinde izleyenlerin 1 dakika bile yerine oturamadığı konser sonrasında, insanlar çılgınlar gibi IWhyShy?'ı tekrar sahneye çağırdı... Parti etiğiyle 1 şarkıdan daha fazla çalmayan grubun doğurdu kaliteli müzik açlığını, sahneye Vefik'in gitarıyla çıkan bir adam doldurmaya çalıştı... Neyse...
Pazartesi, Aralık 25, 2006
IWhyShy? tekrar stüdyoda!
Salı, Aralık 05, 2006
STV'deki ilk notum
:))
Öğrencilik hayatının getirdiği zorunluluklardan biri: SINAVLAR ve NOTLAR! Uzun zaman olmuştu acaba kaç alırım diye düşündüğüm, eski günlere geri dönüş :) Gerçi şu anda daha bilimsel hazırlık olduğum için notlar pek önemli değil, geçmem yeterli ama heyecanlanıyor yine de insan :D
Film Kuramları dersimin notu açıklanmış. Yüksek Lisans tarihimin de ilk notu oluyor kendisi vee 100 üzerinden 50 almışım :D Dur bakalım kağıdımıza bakma ve itiraz etme hakkımız var mı ;)
Birkez daha ne yapıyorum ben sorusunu bana sordurttuğu için teşekkürlerim, Canan hocamıza...
Öğrencilik hayatının getirdiği zorunluluklardan biri: SINAVLAR ve NOTLAR! Uzun zaman olmuştu acaba kaç alırım diye düşündüğüm, eski günlere geri dönüş :) Gerçi şu anda daha bilimsel hazırlık olduğum için notlar pek önemli değil, geçmem yeterli ama heyecanlanıyor yine de insan :D
Film Kuramları dersimin notu açıklanmış. Yüksek Lisans tarihimin de ilk notu oluyor kendisi vee 100 üzerinden 50 almışım :D Dur bakalım kağıdımıza bakma ve itiraz etme hakkımız var mı ;)
Birkez daha ne yapıyorum ben sorusunu bana sordurttuğu için teşekkürlerim, Canan hocamıza...
Pazartesi, Kasım 20, 2006
Tiyatro aşkı...
Pazar gününü sanata ayırdık!
Büyük Sahne'de, Amedeo Modigliani'nin hayatından bir bölümü konu alan Modigliani ismli oyuna gittik.
İki perde arasında salondan dışarı çıkmaya çalışırken, bacağımı oturulacak yerlerin kolluklarına çarptım. Ama iyi çarpmışım, epey bir ağrıdı oyun bitene kadar, şimdi baktım
morarmış. İçimden epey bi küfrettim, böle salonunda, tiyatrosunun da zaten oyun da...
Neyse, sonra da oyuna girdik, herşeyini kaybeden ve elinde hiç birşey kalmadığı için kendi portresini çizen Modigliani'nin hayatı beni çok duygulandırdı, oyuncular süperdi bence ve devamlı alkışladık...
İşte böyle karmaşık duygular besliyorum tiyatroya karşı :D
Büyük Sahne'de, Amedeo Modigliani'nin hayatından bir bölümü konu alan Modigliani ismli oyuna gittik.İki perde arasında salondan dışarı çıkmaya çalışırken, bacağımı oturulacak yerlerin kolluklarına çarptım. Ama iyi çarpmışım, epey bir ağrıdı oyun bitene kadar, şimdi baktım
morarmış. İçimden epey bi küfrettim, böle salonunda, tiyatrosunun da zaten oyun da...Neyse, sonra da oyuna girdik, herşeyini kaybeden ve elinde hiç birşey kalmadığı için kendi portresini çizen Modigliani'nin hayatı beni çok duygulandırdı, oyuncular süperdi bence ve devamlı alkışladık...
İşte böyle karmaşık duygular besliyorum tiyatroya karşı :D
Cumartesi, Kasım 18, 2006
Türk seyircisinin kaderi...
Kader'i izledim dün akşam. Sevgili Zeki Demirkubuz'un son "harikası".
Bazen önyargılarım mı diyorum, ama galiba hayır. Bu sefer olmamış hissi yarattı biz de... Ayrıntılar için, bazıları sinema sever podcast ya daa
http://imdb.com/title/tt0875595/usercomments-3
buyrun oy verin siz de :D
Bazen önyargılarım mı diyorum, ama galiba hayır. Bu sefer olmamış hissi yarattı biz de... Ayrıntılar için, bazıları sinema sever podcast ya daa
http://imdb.com/title/tt087559
buyrun oy verin siz de :D
Salı, Kasım 14, 2006
Küçükşehir...
Ukalalık gibi görünmesin lütfen burada yazacaklarım, sadece bu büyük görünen küçük şehrin küçük bir hikayesini anlatmak istiyorum :)
Eskişehir işte, bir tane Migros'u var. Park yerinde toplam 50 araba, yanında 3 salonlu bir AFM ve Burger King. İnsanlar, o kadar park sıkıntısı çekmemişkii, park etmeyi bilmiyorlar adeta. Yamuk yumuk düzensiz her yer. Zaten trafik de rezalet ya o ayrı bir günün konusu... Giriyorum Burger'a, dayanamıyorum çok canım çekiyor. Bir de eve gidip yemek düşünmek hiç istemiyorum, zaten "Korkunç Ivan" beni benden almış :D
Neyse, giriyorum içeri, bir menu istiyorum. Süper sevimli ve güler yüzlü bir adam karşımda, yalnız kolamız kalmadı diyor. pardon?? "Kolamız kalmadı" :D Sonrada, "Sadece Ice Tea şeftalimiz var" diye ekliyor kibarca :) Süperler, menünüz hazır olunca biz size bağıralım da diyorlar. Sonra, beyefendi menünüz hazırlar sesleri yükseliyor içerde...
- Hayır siz değil beyefendi.
- hayır hayır, yanınızdaki beyefendinin menüsü hazır.
- hah evet, siz
şeklinde sürüp gidiyor hayat eskişehir'de.
Bazen çok seviyorum bu küçük şehri, bazen de herşey üstüme üstüme geliyor. Hiç olmazsa, Ankara'da bir standardım var diyorum kendime. "Ankara'dan hep nefret ediyorum..."
Tutarlılık ve düzen... Bunları arıyorum hayatımda çoğu zaman... Galiba yaşlanıyorum ;)
Eskişehir işte, bir tane Migros'u var. Park yerinde toplam 50 araba, yanında 3 salonlu bir AFM ve Burger King. İnsanlar, o kadar park sıkıntısı çekmemişkii, park etmeyi bilmiyorlar adeta. Yamuk yumuk düzensiz her yer. Zaten trafik de rezalet ya o ayrı bir günün konusu... Giriyorum Burger'a, dayanamıyorum çok canım çekiyor. Bir de eve gidip yemek düşünmek hiç istemiyorum, zaten "Korkunç Ivan" beni benden almış :D
Neyse, giriyorum içeri, bir menu istiyorum. Süper sevimli ve güler yüzlü bir adam karşımda, yalnız kolamız kalmadı diyor. pardon?? "Kolamız kalmadı" :D Sonrada, "Sadece Ice Tea şeftalimiz var" diye ekliyor kibarca :) Süperler, menünüz hazır olunca biz size bağıralım da diyorlar. Sonra, beyefendi menünüz hazırlar sesleri yükseliyor içerde...
- Hayır siz değil beyefendi.
- hayır hayır, yanınızdaki beyefendinin menüsü hazır.
- hah evet, siz
şeklinde sürüp gidiyor hayat eskişehir'de.
Bazen çok seviyorum bu küçük şehri, bazen de herşey üstüme üstüme geliyor. Hiç olmazsa, Ankara'da bir standardım var diyorum kendime. "Ankara'dan hep nefret ediyorum..."
Tutarlılık ve düzen... Bunları arıyorum hayatımda çoğu zaman... Galiba yaşlanıyorum ;)
Cumartesi, Ekim 28, 2006
STV
Bu 3 kelime yan yana geldiğinde artık benim için bambaşka bir şey ifade ediyor. Şimdi düşününce iğrenç lise kısaltmaları geliyor aklıma.
- olm stv
- ne diyosun olm
- sana telefonunu verdi sen almadın manyaak
ööö
nerden aklıma geldiyse :)
Ödevden kaçma çalışmaları tabii ki...
Evet, sinema televizyon, şimdilik hayatımdaki en büyük, en önemli, en zor, en sıkıntı verici, en sevindirici ve en merak uyandıran yerin adı... Anadolu Üniversitesi Sinema Televizyon bölümü...
Şu anda, hayatımın ilk yazılı ödeviyle uğraşıyorum. Yani ciddi anlamda, bir konu üzerinde düşünüp, sonra kaynak araştırıp, bir derleme yapıp oluşturmam gereken bir ödevim var.
3'e bölmüştüm kafamda ödevi, ilk 2'si bitti, yorum yapmam gereken yer geldi ya, şimdi geciktirmeye çalışıyorum :)
Napalım, alışmamış bu beyin. Sus demişler, düşünme demişler, düşünmeyelim diye karşımıza televizyonu / dizileri koymuşlar, eleştirmeyelim diye bizim yerimize eleştirip seçen MTV'yi vermişler, biz de böyle sus pus, bok gibi yetişmişiz.
Şimdi dönüp bakyorum da, ne kadar çok zaman kaybetmişim. ve de kaybetmeye tam gaz devam! Tamamen bilinçli hem de...
- olm stv
- ne diyosun olm
- sana telefonunu verdi sen almadın manyaak
ööö
nerden aklıma geldiyse :)
Ödevden kaçma çalışmaları tabii ki...
Evet, sinema televizyon, şimdilik hayatımdaki en büyük, en önemli, en zor, en sıkıntı verici, en sevindirici ve en merak uyandıran yerin adı... Anadolu Üniversitesi Sinema Televizyon bölümü...
Şu anda, hayatımın ilk yazılı ödeviyle uğraşıyorum. Yani ciddi anlamda, bir konu üzerinde düşünüp, sonra kaynak araştırıp, bir derleme yapıp oluşturmam gereken bir ödevim var.
3'e bölmüştüm kafamda ödevi, ilk 2'si bitti, yorum yapmam gereken yer geldi ya, şimdi geciktirmeye çalışıyorum :)
Napalım, alışmamış bu beyin. Sus demişler, düşünme demişler, düşünmeyelim diye karşımıza televizyonu / dizileri koymuşlar, eleştirmeyelim diye bizim yerimize eleştirip seçen MTV'yi vermişler, biz de böyle sus pus, bok gibi yetişmişiz.
Şimdi dönüp bakyorum da, ne kadar çok zaman kaybetmişim. ve de kaybetmeye tam gaz devam! Tamamen bilinçli hem de...
Pazartesi, Ekim 09, 2006
Arılar çıldırdı!!!
Aman tanrım!! :D
Mevsim değişti, kış geldi, sinek / böceklerin büyük bir bölümü kayboldu, ama bir ısınıp bir soğuyan hava arıları aptala çevirdi!
Şimdi sana ne diceksiniz, ama bilirsiniz ben korkarm arılardan. Çook küçükken burnumun en ucundan sokmuşlar beni, ondan beri küçük büyük hepsinden korkarım yani... Bi de yakınlarda İpekçiğimi sokmuşlar bacağından, çok fena yani :D
Neyse, durum şu ki, radyoda odamda oturuyorum, ve cama biri tık diye vuruyor, tık tık tık tık, meğerse arıymış. Herif şapşala dönmüş tabi, içeri giricem diye cama vuruyor. Hiç olucak iş mi... Elalemin böle maskarası olucağına, git bir yerlere çekil uyu yani... Koca arı...
Mevsim değişti, kış geldi, sinek / böceklerin büyük bir bölümü kayboldu, ama bir ısınıp bir soğuyan hava arıları aptala çevirdi!
Şimdi sana ne diceksiniz, ama bilirsiniz ben korkarm arılardan. Çook küçükken burnumun en ucundan sokmuşlar beni, ondan beri küçük büyük hepsinden korkarım yani... Bi de yakınlarda İpekçiğimi sokmuşlar bacağından, çok fena yani :D
Neyse, durum şu ki, radyoda odamda oturuyorum, ve cama biri tık diye vuruyor, tık tık tık tık, meğerse arıymış. Herif şapşala dönmüş tabi, içeri giricem diye cama vuruyor. Hiç olucak iş mi... Elalemin böle maskarası olucağına, git bir yerlere çekil uyu yani... Koca arı...
Pazartesi, Ekim 02, 2006
IWhyShy? YouTube'da...
Hahaa :D
Teknoljinin ve medya çalışmalarının son noktasına kadar kullanıldığı bir müzik grubunun parçasıyım ben!! ve çok gurur duyuyorum, hayatımın en önemli ve en eğlenceli projelerinden birinden...
buyrun efendim,
Are You Gonna Go My Way;
http://www.youtube.com/watch?v=9i9NXsxtoy8
Gunduz Gece:
http://www.youtube.com/watch?v=a9wWyS0sbtw
Send Me A Postcard:
http://www.youtube.com/watch?v=HRake-szWOk
Perşembe, Eylül 28, 2006
Eskişehir'den ilk merhaba :)
Hmm,
Eskişehir'deki 3. günüm...
Dün ilk dersime girdim, "Sinema Tarihi". Fazlasıyla entel çok okumuş gezmiş hissi yaratan bir hocamızla, "Sinemaya neden gidersin?" sorusunun cevabını aradık :) Iııh, bazen böyle sanatsal bölümler, çok mu fazla göstermelik ve sıkıcı diye düşünmüyor değilim... Ama karar vermek için daha çok erken, görüciiiz...
Bu sabahki dersimi 15 dakikayla kaçırdım ne yazıkki... Kapıda duran çaycı, istersen dene ama almaz dedi, ben de tipik halimle girmedim tabi ki derse :) Hatta, inanmazsınız zört diye arabaya binip ankara'ya dönesim de geldi...
Ay galiba, bi Feridun Hocayı görüp dönücem Ankara'ya...
Aaa, bu arada dün yüksek lisans programından 2 insanla tanıştım. Bilimsel hazırlık olan daha bir sürü kişi varmış galiba, onlarla da haftaya tanışmaya devam edicez sanırım...
Akşam da Muratla (Gürleyik tabi ki de bilmeyenler varsa yazıyim dedim) gezdik biraz bu arada, ev ve herşey için teşekkürler :)
Eskişehir'deki 3. günüm...
Dün ilk dersime girdim, "Sinema Tarihi". Fazlasıyla entel çok okumuş gezmiş hissi yaratan bir hocamızla, "Sinemaya neden gidersin?" sorusunun cevabını aradık :) Iııh, bazen böyle sanatsal bölümler, çok mu fazla göstermelik ve sıkıcı diye düşünmüyor değilim... Ama karar vermek için daha çok erken, görüciiiz...
Bu sabahki dersimi 15 dakikayla kaçırdım ne yazıkki... Kapıda duran çaycı, istersen dene ama almaz dedi, ben de tipik halimle girmedim tabi ki derse :) Hatta, inanmazsınız zört diye arabaya binip ankara'ya dönesim de geldi...
Ay galiba, bi Feridun Hocayı görüp dönücem Ankara'ya...
Aaa, bu arada dün yüksek lisans programından 2 insanla tanıştım. Bilimsel hazırlık olan daha bir sürü kişi varmış galiba, onlarla da haftaya tanışmaya devam edicez sanırım...
Akşam da Muratla (Gürleyik tabi ki de bilmeyenler varsa yazıyim dedim) gezdik biraz bu arada, ev ve herşey için teşekkürler :)
Perşembe, Eylül 21, 2006
Güzel şehir...
Ay ay ayy
Eskişehir nasıl tatlı nasıl tatlı :)
Salak Vefik, yanında fotoğraf makinası götürmeyi unuttuğu için buraya hiç resim koyamıyorum amaa, kısaca okul çok sevimli. Büyük, ama binalar daha yakın birbirine. Bi yerden bi yere gitmek için, hayvan gibi dakikalarca yürümen gerekmiyo. Binalar daha modern ve sevimli genelde, daha sıcak kampüs. İnsanlar daha bi güleç yüzlü, hele öğrenci işlerindekiler inanılmaz. Başında onca iş varken bi de üstüne ben gidip abuk bi soru sorunca, aa sen mühendis olansın di mi diyip cevapladılar hep beni.. Sağolsunlar :P
Muzocuumun babasıyla, daha doğrusu "Feridun Hoca"yla da tanıştık, bir de asistan Emir'le. Emir, Kanal A (Anadolu'nun televizyonu)'da sinema programı yapıyomuş, onun yanına gidip bişeyler öğrenmeye çalışıcam. Feridun Hoca da bi sürü tavsiye verdi, şu dersi al bunu alma gibi, çok teşekkürler muzocan tekrar :)
Biz bir gece kalip fazla gezemedik, ama genel hatlariyla birazcık olsa da öğrendim sayılır Eskişehir'i. Yani beni gar'a bıraksan gidip içebilirim bi barda :) Heralde eve de dönebilirim :D
Eskişehir nasıl tatlı nasıl tatlı :)
Salak Vefik, yanında fotoğraf makinası götürmeyi unuttuğu için buraya hiç resim koyamıyorum amaa, kısaca okul çok sevimli. Büyük, ama binalar daha yakın birbirine. Bi yerden bi yere gitmek için, hayvan gibi dakikalarca yürümen gerekmiyo. Binalar daha modern ve sevimli genelde, daha sıcak kampüs. İnsanlar daha bi güleç yüzlü, hele öğrenci işlerindekiler inanılmaz. Başında onca iş varken bi de üstüne ben gidip abuk bi soru sorunca, aa sen mühendis olansın di mi diyip cevapladılar hep beni.. Sağolsunlar :P
Muzocuumun babasıyla, daha doğrusu "Feridun Hoca"yla da tanıştık, bir de asistan Emir'le. Emir, Kanal A (Anadolu'nun televizyonu)'da sinema programı yapıyomuş, onun yanına gidip bişeyler öğrenmeye çalışıcam. Feridun Hoca da bi sürü tavsiye verdi, şu dersi al bunu alma gibi, çok teşekkürler muzocan tekrar :)
Biz bir gece kalip fazla gezemedik, ama genel hatlariyla birazcık olsa da öğrendim sayılır Eskişehir'i. Yani beni gar'a bıraksan gidip içebilirim bi barda :) Heralde eve de dönebilirim :D
Pazar, Eylül 17, 2006
Hayatımda yeni dönem başlıyoooor!!! :D
Eveet doğrudur :)
Anadolu Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Sinema ve Televizyon Tezli Yüksek Lisans programına kabul edildim :)
Bakalım, salı günü gidiyoruz kayıtlar için, sonraki hafta da başlıyor okulumuz...
Ayyy çok heycanlı bir sürü yeni arkadaşlar, nolsa Ankara'dan güzel olucağına inandığım Eskişehir, ve yeniden öğrencilik... mmmmmm
haydi hayırlısı...
Anadolu Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Sinema ve Televizyon Tezli Yüksek Lisans programına kabul edildim :)
Bakalım, salı günü gidiyoruz kayıtlar için, sonraki hafta da başlıyor okulumuz...
Ayyy çok heycanlı bir sürü yeni arkadaşlar, nolsa Ankara'dan güzel olucağına inandığım Eskişehir, ve yeniden öğrencilik... mmmmmm
haydi hayırlısı...
Perşembe, Eylül 14, 2006
Katatonia sonrası...

İşte Radyo ODTÜ Röportaj Ekibi göreve böyle gitti :) Ama dönüşü de aşağıdaki gibi oldu :D

Saat tam 5'te Saklıkent'teydik. Nerdeyse önüne parkettik :) Planda, soundcheck sonrası görüşecektik, ancak soundcheck daha başlamamıştı bile. Saklıkent bir harabeye dönmüş. Zaten, rezaletti orası ayrı ama kulis olan yer dışında tamamen toz / toprak / çamur içinde o arka taraf.. Bilen bilir, insan ordan bir grup yürütmeye utanır...
Röportajımız çok güzeldi. Hayatımda bir ilkti :) Aynı anda 2-3 kişiyle birden bir röportaj oldu. Gitarist Anders ve solist Jonas grubun beyni oldukları için esas onlar cevapladı soruları. Ama davulcu olan çocuk da çok sevimli olduğu için yardımcı oldu en azından bize... Pek soruları cevaplamadı, zaten diğerlerine göre daha punkçı tadından bir zevke sahip olduğu için kişiliğini de hemen gösterdi... Yüzeyseldi yani herşey konusunda ;)
Güzel güzel cevapladılar soruları, ben birçok soruyu atladım tabi ki, uzun sürüp adamları sıkmaktan korktum, ama fena olmadı... Sonunda Anders, Issız Ada'ya 3 şarkı ya da albüm yerine 3 grup almaya karar verdi. O 3 grup ne mi? Issız Ada, hafta içi hergün 14.45'te...

Şaka :D Whitesnake, Morbid Angel ve Cure alırdım yanıma dedi. Manyak, ne alakaysa :))
Esas bomba grupla fotoğraf çektirmeyi unutmamızdı, ama en azından radyonun cd'sini imzalattık :D
Ha bir de ben konsere gitmeyi unuttum, Evren'le Ceyda güzel güzel içirince beni, eve dönmek daha rahat gözüktü gözüme, nasıl olsa Katatonia elbet görürüz bir yerlerde bir kez daha...
Çiğdem'e teşekkürler, süper asistan :D bi de birine daha teşekkür edicektim ama unuttum... Sağlık olsun :))
Bu arada, bence davulcu taş gibiydi, Çiğdem Anders'i beğendi, o da tatlıydı ama ben olsam davulcuya yazardım :D Gerçi hepsinin 35 yaşında ve sevgilileri ve çocuklarıyla birlikte yaşadıklarını unutmamak lazım... Farklı bir yaşam tarzı işte...
Long Live Rock 'n' Roll!!!
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

